Tahkim, Ticari Uyuşmazlıklar ve Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği Semineri Başarıyla Gerçekleştirildi

30 Aralık 2017 tarihli Mükerrer Resmi Gazete’de Kamu İhale Uygulama Yönetmeliklerinde yapılan değişiklik sonucunda İstanbul Tahkim Merkezi’nin (ISTAC) kamu ihale sözleşmelerine yazılmasının önü açılmıştır. Bu değişikliğin kamu ve özel sektöre açıklanabilmesi amacıyla, 24 Nisan 2018 günü İstanbul Tekfen Tower’da Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren sendikası (INTES) işbirliğiyle düzenlediğimiz “Tahkim, Ticari Uyuşmazlıklar ve Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği” Semineri, kamu ve özel sektörden hukukçu ve uygulamacıların yoğun ilgisi ile başarılı bir şekilde gerçekleşmiştir.

Seminerin açış konuşmasını gerçekleştiren INTES Genel Sekreteri Necati Ersoy, uyuşmazlıkların uzlaşmayla çözümünün önemsendiğinden söz ederek son dönemde işçi-işveren arasındaki uyuşmazlıkları, 1.1.2018’den itibaren zorunlu hâle gelen arabuluculukla çözmeye başladıklarını ve olumlu sonuçlar aldıklarının anlatarak İNTES’in kurduğu Türkiye Arabuluculuk Merkezi’nde 3 bin civarında işçiyle anlaşma sağlandığından söz ederek bunun üç bin tane daha az iş davası demek olduğuna vurgu yaptı. İstanbul Tahkim Merkezinin taraf olduğu büyük ölçekli uyuşmazlıklarda da sonuçların taraflar için gayet uygun, makul olduğuna inandıklarını ifade eden Ersoy, hem toplantıya iş birliği yaptıkları için hem de tahkimin Türkiye’de yerleşmesini sağladıkları için ISTAC Başkanı Prof. Dr. Akıncı olmak üzere tüm ekibine teşekkür ederek sözlerini noktaladı.

Açış sunumunun ardından oturum başkanlığını İnşaat Mühendisi Av. Ali Rıza Yücel’in yönettiği ISTAC Başkanı Ziya Akıncı ve Genel Sekreteri Candan Yasan Tepetaş’ın konuşmacı olduğu oturuma geçildi.

Ali Rıza Yücel, tahkim hakkında kısaca bilgi vererek tahkimin taraflar arasında doğmuş veya ileride doğacak olan belli hukuki uyuşmazlıkların devlet mahkemeleri dışında taraflarca seçilen ve adına “Hakem” denilen tarafsız kişiler eliyle nihai olarak karara bağlanması olduğunu ifade etti. Tahkimin çabukluk, ekonomiklik, gizlilik, uyuşmazlığın uzmanlar eliyle çözülmesi gibi pek çok avantajı bulunduğunu anlatan Yücel, mahkemelere nazaran daha kısa sürede sonuç alınması, hakem kararlarının mahkeme kararları gibi icra edilebilmesi, kararların hemen hemen her ülkede icra edilebilir olmasının tahkimin önemli avantajları olduğunu anlattı. İstanbul Tahkim Merkezinin kurulmuş olmasının ülkemiz için çok büyük bir kazanç olduğunu belirten Yücel, İstanbul Tahkim Merkezi ile ülkemize ilk defa getirilen bir yeniliğin de seri tahkim olduğunu ifade etti ve acil durum hakemi tayini gibi diğer yeniliklerin altını çizdi.

Yücel’in Seminer gündemine ilişkin açıklamalarından sonra İnşaat Uyuşmazlıkları ve ISTAC Tahkimi konusunda sunum yapmak üzere Prof. Dr. Ziya akıncı söz aldı. Uyuşmazlıkların bağlayıcı bir şekilde çözümlenmesinin inşaat sektörü açısından fevkalade önemli olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Akıncı, taahhüt sektörünün kendisine özel bilgiyi, donanımı gerektiren bir sektör olarak uyuşmazlıkların seri, hızlı bir şekilde çözümlenmesi gerektiğini ifade ederek ekonomik mevcudiyet için bir kişinin hakkını almasının son derece önemli olduğunu vurgu yaparak “Kamu İhale Kanun’undaki uyuşmazlıkların mutlaka idarenin bulunduğu yer mahkemesinde çözümlenmesi maddesi, aslında taahhüt sektörünün tarafları açısından, idare tarafı açısından da beklentileri karşılamıyordu.” ifadelerini kullandı. Buna ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Akıncı, 30 Aralık 2017 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan ve bu değişiklikten sonra 19.1.2018 sonrasındaki ihaleler sonucunda imzalanan kamu ihale sözleşmelerinden doğacak uyuşmazlıkların ISTAC tahkim kuralları uyarınca çözümlenmesine imkân verileceğini belirterek bu durumun hem ISTAC açısından hem sektör açısından oldukça önemli bir gelişme olduğunu bunu hep beraber iyi kullanırsak son derece olumlu neticeler alınmasının mümkün olacağına dair açıklama getirdi.

Kamu ihaleleri açısından artık tahkimin mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Akıncı, idarelerin artık tahkim şartı yazma alışkanlığını edinmeleri gerektiğini yakın bir zaman içerisinde artık tahkim ve İstanbul Tahkim Merkezi’nin sektör için çok önemli bir uygulama alanı bulacağını anlattı. Uluslararası inşaat sektöründe en çok kullanılan standart sözleşmelerden bir tanesinin FIDIC sözleşmeleri olduğunu açıklayan Prof. Dr. Akıncı, Dünya Bankası gibi finans kurumlarının finans desteklerinin bu standart sözleşmelere göre yapıldığını örneğin, Dünya Bankasının kendi FIDIC’ı olduğunu otomatik olarak uyuşmazlıkların çözümünde tahkim klozu şartı olduğunu ancak idare veya taraflar müzakerelerinde değişiklik yapmak istedikleri zaman özel şartnamede bunu değiştirebileceklerini açıkladı. İstanbul Tahkim Merkezinin taahhüt sektörü açısından avantajları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Akıncı, İSTAC’ın Türkiye’ye Acil Durum Hakemi gibi çeşitli kavramları ilk defa getiren bir merkez olduğunu, bahsi geçen bu uygulamada hemen anında sırf tedbir kararı verecek hakem atanabildiğini, inşaat uyuşmazlıklarında tedbir talepleri, hızlı hakem tayini, hızlı karar, icra, mahkemeden tedbir isteme seçeneği gibi olanaklar sağlayacağını açıkladı.

İstanbul Tahkim Merkezinin getirdiği yeniliklerden bir diğerinin de taahhüt sektörü açısından, belli uyuşmazlıklarda, “Seri tahkim” denilen yöntem olduğunu anlatan Prof. Dr. Akıncı, İstanbul Tahkim Merkezinde eğer dava çok kompleks ve büyük değilse taraflar seri tahkime başvurmak yoluyla üç ay içerisinde kesin ve nihai karar alabileceklerini, bunun tıpkı mahkeme kararı gibi, ilamlı icra yoluyla icra edilebilecek bir karar anlamına geldiğini, bu yöntemin özellikle taşeronlarla nispeten küçük olan uyuşmazlıklar için rahatlıkla kullanabileceğini söyledi. Prof. Dr. Akıncı, mahkemelerde yıllar süren davaların İstanbul Tahkim Merkezinde altı ayda sonuçlanabildiğine, İstanbul Tahkim Merkezinde bilirkişiye çoğu zaman gitmeye gerek olmadığına çünkü hakemlerin konularında uzman olmalarının yargılamayı çok hızlandırdığını aktardı. Prof. Dr. Akıncı, tahkim sadece milletlerarası ve çok büyük projeler için söz konusu olacağı konusunda yanlış bir algının olduğunu küçük davalarda bile çok daha hesaplı olarak ISTAC’a gidilebileceğini açıkladı.

Prof. Dr. Akıncı’nın ardından ISTAC Yargılama Usulü, Uygulama ve Örnekleri konusunda Dr. Candan Yasan sunumunu gerçekleştirdi. Dr. Yasan, örnek tahkim anlaşmalarının İSTAC internet sitesinde hem Türkçe hem de İngilizce olarak örnek bulunabileceğini, kopyala-yapıştır yöntemiyle sözleşmeleri yazmanın mümkün olduğuna dikkat çekti. Tahkim Merkezi Kurallarının 7. maddesinde, tahkim talebinin detaylı bir şekilde düzenlendiğini anlatan Dr. Yasan, davanın açılması için tahkim talebiyle birlikte maktu 300 lira tutarındaki başvuru ücretinin yatırılması gerektiğini, bunlar tamamlandığında, davanın açılmasına bağlı tüm sonuçların doğacağını açıkladı.

ISTAC tarafından davaların on-line açabilme imkânının kullanıcılara sunulduğunu, sitede bulunan formlarla tahkim kuralları uyarınca istenen tüm bilgilerin doldurulma imkanının olduğunu, tahkim talebini doldurduktan sonra başvuru ücretini de on-line olarak kredi kartıyla, banka havalesiyle ödenebileceğini, bu işlemler tamamlandıktan sonra davanın açılmış sayılacağını aktararak talebin on-line da yapılsa, yeterli sayıda ıslak imzalı nüshasının merkeze sunulması gerektiğine dikkat çekti. Tebligat bakımından İstanbul Tahkim Merkezi’nin çok önemli fırsat sunduğunu belirten Dr. Yasan, e-mail gibi her türlü iletişim aracı ile tebligat yapılmasının mümkün olduğunu, bu imkânın özellikle davalının yurt dışında bulunduğu yargılamalarda davanın en başından hızlanmasını sağladığını hatırlattı. Dr. Yasan, davalı tahkime katılmasa da İstanbul Tahkim Merkezindeki yargılamanın devam ettiğini ancak davalının hukuki dinlenilme, iddia ve savunmasını ileri sürme hakkını kullanabilmesi için bütün yazışmaların, her türlü ara kararların davalıya da tebliğ edilmeye devam ettiğini açıkladı.

Başkanlığını İnşaat Mühendisliği Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Pelin Alpöken’nin yürüttüğü ikinci oturumda ise Kamu İhale Kurumu Hukuk Hizmetleri Daire Başkanı Dr. Erdem Bafra, Kamu İhale Kurumu 2. İnceleme Daire Başkanı Yusuf Uslu sunumlarını gerçekleştirdiler.

İnşaat sektöründe mega projeler yürütüldüğünü aktaran Prof. Dr. Alpöken, her mega projenin kendine münhasır risklerinin ve sıkıntılarının olduğunu, bu sıkıntıların getireceği uyuşmazlıklarda İstanbul Tahkim Merkezinin bir alternatif uyuşmazlık çözümü olarak düşünülmesinin aslında yükleniciler açısından pek çok avantajı olduğunu, önemli kamu ihalesiyle ihale edilen projeler açısından İstanbul Tahkim Merkezinin önemli bir yeri olacağını aktaran giriş konuşmasından sonra sözü, Kamu İhale Kurumu uzmanları Uslu ve Bafra’ya devretti.

Ortağa Ait İş Deneyim Belgesi, Sorunlar ve Çözüm Önerileri konusunda sunum yapan Dr. Erdem Bafra, öncelikle Kanun’da düzenlenen iş deneyim belgesi ve temel ilkeleri konularını anlattı. İş deneyim belgesi düzenlenirken temel ilkelerin devredilemez, kiraya verilemez, satılamaz ve başkalarına kullandırılamaz hükümlerini içerdiğini aktaran Dr. Bafra, Kanun koyucunun 10. maddede, bir tüzel kişiliğin en az bir yıldır yarıdan fazla hissesine sahip ortağına ait iş deneyim belgesi ile ihalelere katılmasına cevaz verdiğini açıkladı. Dr. Bafra, bir işten alınabilecek toplam belge tutarının sınırlandırılması, belgelerin kullanım süresi-hakkaniyete uygun çözüm arayışı, 2531 sayılı kanun uygulamasından kaynaklanan sorunlar, konularına açıklama getirdi.

Kamu İhale Kurumunu temsilen söz alan Yusuf Uslu ise Hukuki Yönüyle Kamu Yapım İhaleleri Sözleşmelerinde Nefaset Kesintisi konusunda sunumunu gerçekleştirdi. Uslu’nun sunumuyla amaçladığı konular, nefaset konusunun hukuki boyutunu aktarmak, nefaset konusunun 4735 sayılı Kanun’a özgü bir uygulama olmadığını, Türk Borçlar Kanunu temelli bir düzenleme olduğunu vurgulamak, teori ve uygulama düzleminde farklı bir bakış açısı oluşturmak oldu. Uslu, sunumunda, Borçlar Kanunu’nda “Ayıp” kavramı ve ayıba bağlanan sonuçlardan ve 4735 sayılı Kanun ve ikincil mevzuat açısından nefaset kavramı ve uygulamasına değindi.

Nefaset konusunun kamuda görev yapan kişiler açısından önemli bir konu olduğuna vurgu yapan Uslu, konunun kamu zararı olması açsından önemine işaret ederek, “Kamu zararı kavramı önemli. Eğer nefaset kesilmesi gereken bir husus var ancak bu kesinti yapılmamışsa Sayıştay sorgulamalarında veya diğer idari denetim mekanizmalarında bununla karşılaşmaları mümkün. Öte yandan, nefaset kesintisinin yapılması, yüklenici açısından da olumlu bir durum değildir. Yükleniciye nefaset dolayısıyla düşük ödeme yapılması söz konusu oluyor. Kısaca nefaset kesintisi uygulaması hem idareler açısından hem de yükleniciler açısından önemli bir konudur.” Yüklenici yani yapım müteahhidinin işi, fen ve sanat kurallarına uygun bir şekilde yapması gerektiğini yapım müteahhidinin bu kuralları bildiği ve inşaatın yapımında fen ve sanat kurallarına uygun davranmayı borçlandığını kabul edileceğini belirterek yapım müteahhidinin borçlarının neler olduğunu anlattı. Uslu, Borçlar hukukunda “Ayıp” kavramına değinerek teslim edilen eserdeki nefaset kesintisini gerektiren ayıpların daima açık ayıp olduğuna değinerek önemli-önemsiz ayıp kavramlarını ayrıntılarıyla açıkladı. Nefasetin şartlarının Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 41. maddesinde belirlendiğini ve hangi şartlarda nefaset kesildiğini konularına değinen Uslu, konuya örnekler vererek değindi.

Toplantı, sunumların ardından soru-cevap bölümü ve İNTES Hatıra Ormanında konuşmacılar adına dikilen ağaçlandırma sertifikalarının takdimi ile sona erdi.

Bültenimize abone olmak için mail adresinizi giriniz.